Türkiye'nin kanayan yarası, töre adı altında işlenen cinayetlere hem yasalar
hem de töre kurbanların açısından bakıyor "Yaralı Yürek" dizisi.
Kahramanımız Bulut, yıllar sonra yaşadığı kasabasına genç ve idealist bir savcı
olarak döner ve çocukluk aşkı Beyaz'ı törenin kurbanı olmak üzereyken bulur.
Beyaz annesiyle birlikte hizmetçi olduğu konağın sahibi Tahir Ağa tarafından
tecavüze uğramıştır. Ama bunu asla dile getirip haklarını savunamaz, çünkü
annesi ve olayla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir sürü masum insan
öldürülecektir. Susmanın bedeli ya tecavüzlerin sürmesi ya da ölümdür. O ölümü
seçer ama, annesi tarafından kurtarılır. Suskunluk ağanın oğluyla
evlendirilmesine karar verildiğinde de sürer. Çünkü Tahir Ağa Beyaz'a aşık olan
oğluna söz geçiremez. Sonuç bellidir, en baştan bellidir: Ölüm. Beyaz "Benim
yapamadığımı onlar başaracak diye" düşünür ve başına gelenlerin hepsine
katlanır. Ama Azrail bile onu almayı istemez. Atıldığı Fırat'tan da sağ olarak
kurtarılır. Kocası tarafından uçuruma atılarak öldürülmek yerine geneleve
satılır. Ve tüm bu olaylar sırasında Bulut başına gelenleri anlatması ve yasal
işlemleri uygulayabilmek için onu konuşturmaya çalışırsa da başaramaz. Kendi
ölümünü hem kurtuluş hem ailesinin korunması olarak gören Beyaz suskunluğunu
bozmaz. Bu suskunluk tecavüzcüsünü ve Bulut'a olan aşkını gizlemek ve hayatının
akışını değiştirmek anlamına gelse bile, değişmez.
Ama Bulut Mertoğlu, hem Beyaz'ın hem de töre adı altında toplumsal kabul ve onay
gören akıl almaz cinayetlerin kurbanlarının kaderini değiştirmeye kararlıdır
|